last shift etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
last shift etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Kasım 2015

NATALIE VICTORIA ile RÖPORTAJ



Türk ve Yabancı korku filmi yönetmenleri / oyuncuları ile yaptığım röportaj serileri devam ediyor. Bu defa yakın zamanda piyasaya çıkan Last Shift filminin oyuncusu Natalie Victoria ile güzel bir röportaj yaptık. Lazarus Apocalypse ve Deadheads gibi zombi filmleri dahil olmak üzere birçok filmde yer alan Victoria, yaptığı işlerden çok keyif alan ve oyunculuğa aşık birisi. Last Shift filminin oyuncusu Natalie Victoria,  aynı zamanda filmin yönetmeni Anthony DiBlasi ile de nişanlı.

Kendisi hem Popüler Sinema’da, hem de sosyal medya ortamında yayınlamak üzere kendisine yönelttiğim soruları beni kırmayarak cevapladı.

Natalie Victoria 'a, bize vakit ayırdığı için çok teşekkür ediyoruz.


KE- Last Shift filminin yönetmeni Anthony DiBlasi ile ile nişanlısınız ve güzel bir birlikteliğiniz var. Beraber çalışmak nasıl bir duygu? Sette anlaşamadığınız zor anlar oluyor mu?

NV- Çok teşekkür ederim. Last Shift şimdiye kadar oynadığım gerçek anlamda korkutucu olan ilk korku filmidir. Anthony ile birlikte çalışmak harika bir şey! O gerçek bir oyuncu yönetmenidir, çünkü oyuncu olmanın ne kadar karmaşık ve kırılgan bir şey olduğunu bilir.  Anthony sizi yönetirken tam olarak size odaklanır ki, bu çok büyüleyici ve çok etkileyici bir şeydir. Sizi konforlu alanınızdan çıkartmak için çok zorlar ve bir taraftan da bunu yapmak için güvenli bölge yaratmaya çalışır. Bir aktris olarak "kendinizi kaybetmek" ve ekranda görülen o doğal karakteri yaratabilmek için tam da böyle bir güvene ihtiyaç duyarsınız.
Tabii ki her oyuncunun yaşadığı gibi benim de iyi ve kötü anlarım var. Sorunlar çıktığı zaman, direk tepki vermeden önce her zaman başkalarının dediklerini ve hissettiklerini dinlemeye, anlamaya ve içselleştirmeye çalışırım öncelikle. Bu sektörde egolar yüksektir, o yüzden “sabır” anahtar kelimedir. Genelde çok uzun saatler çalışılır ve oyuncular da set çalışanları da yorulur, bu yüzden çatışmaların çıkması normaldir. Sabırlı ve pozitif olup ileriye bakmak gerekir. Benim  şahsen oyunculuk kariyerimde sorun yaşadığım çok fazla set olmamıştır. Genelde şakaları yapan, tansiyonu düşüren, aptal saptal şeyler söyleyen benimdir :) Neden komediye yöneldiğimi anladın mı şimdi?

KE- Filmografinize baktığımızda aksiyon ve korku filmleri ile dolu bir kariyeriniz var. Korku filmlerinde oynamak ve o ürkütücü sette bulunmak sizi nasıl hissettiriyor? Yaşadığınız ilginç bir anınız var mı?

NV- Gerçekten mi ! ? !! Sanırım bu bir yanlış anlaşılma çünkü son bir kaç yıldır hep korku filmlerim için promosyon yaptığımdan filmografimde hep korku filmleri ağırlıkta  gibi görünüyor. Ama ister inan ister inanma hiç de öyle değil aslında. Komedi ve dram filmleri yapmaya başladım ve filmografimde artık bununu görmek mümkün olacak.
   12 Komedi filmi: 5 başrol, 4 yan rol,3 yardımcı rol
    6  Dram filmi: 4 başrol, 1 yan rol, 1 yardımcı rol
    4 Korku filmi: 3 başrol, 1 yan rol
    2  Gerilim filmi: 1 başrol, 1 yan rol
    2 Aksiyon filmi: 1 yan rol, 1 yardımcı rol

Ve tiyatrodaki rollerime (film yapmadan evvel ) bakarsak bunların % 60 dram % 40 komedi olduğunu görürüz. A tipi bir kişilik için nasıl ama? Hahaha. Ama cidden Korku camiasına çok müteşekkirim, çünkü bana kollarını açtılar ve beni bağırlarına bastılar !!! Ultra şanslıyım, çünkü korku filmleri hakkındaki bilgim eksik olduğu için hep kendimi bu camiaya biraz yabancı hissetmişimdir. Ama şimdiye kadar olağanüstü gitti her şey. Şunu belirtmeliyim ki, korku fanları gerçekten EN İYİSİDİR. Onlar tutku, hayat, neşe doludur ve ben onların enerjisine bayılıyorum !!!

Filmleri çekerken ürkütücü gelmiyor. Sadece izleyicinin gördüğü nihai şey ürkütücü ve korkunç ! Bütün olay montajda.Her şey montajda ;) Korku filmlerinde oynamak gerçekten çok keyifli çünkü oynarken normalde dram ya da komedide keşfetmek zorunda olmadığınız bir sürü duygusal seviyeyi keşfetmek durumunda kalıyorsunuz. Korku filmi bir oyuncu için zorlayıcı ve ben de kendime meydan okumayı seviyorum.

KE- Lazarus Apocalypse ve Deadheads gibi zombi filmlerinde rol aldınız. Zombi filmlerinde makyajların çok önemli bir yeri var. Sizi Deadheads’de bir zombi gelin rolünde izledik. Bu makyajlardan sonra kendinizi bir zombi olarak görmek nasıl bir his? Keyifli anlar geçirdiğinizi umduğum bu iki filmdeki rolünüzden biraz bahseder misiniz?

NV- Ben genellikle sevgili rolleri oynuyorum. Bu yüzden çok sık korkutucu makyaj yapılmıyor yani bir filmde hiç canavar olmadım. Benim rollerim genellikle oldukça bakımlı olmamı gerektiriyor. Deadheads filminde canlandırdığım Ellie de sevimli ve garip bir sevgili rolüydü ama Deadheads’de ayrıca oldukça korkunç bir flashback sahnesi vardı. Benim karakterim bu sahnede bir zombi gelin oluyordu ve o zaman bana çok korkunç bir zombi makyajı yapılmıştı. Kötüyü oynarken, insan etiyle beslenen canavarın kalbi göğsünden çıkıyordu ve bunun fotoğraflarını istedim çünkü korku filmi fanları böyle şeyleri çok seviyor ve ben onlara tapıyorum.
Çok sevdiğim Last Shift filmindeki rolüm Marigold, şimdiye kadar ekranda bu noktaya kadar yaptıklarımın üzerine çok şey ekledi. Çünkü ben bu filmde sevimli komşu kızı rollerini oynamayı bırakarak bir fahişeyi canlandırdım. Bu rol için kirli, yorgun ve dayak yemiş gibi görünmem gerekiyordu. Sokak yaşamını hissetmek için daha farklı kıyafetler giydim. Gerçek şu ki biri filmi görüp bana; karakterin bana ulaştı, rolün diğerlerinden çok farklı ama yine de bu gerçekten sensin ve bu yönüne bayıldım derse ki bu bence bir hayranımdan alabileceğim en iyi iltifat. Last Shift filminin bana bir oyuncu olarak kattıklarından sonsuza kadar minnettar olacağım.


KE- Yeni filminiz The Lookout sanırım tamamlandı. Korku filmlerinden sonra bu defa sizi bir suç dramasında göreceğiz. Bize The Lookout’dan ve filmdeki rolünüzden kısaca bahseder misiniz?

NV- The Lookout filmi aşk, kaybediş, çaresizlik, hatalar, pişmanlık, intikam, fedakârlık ve sonuçta kurtuluş hakkında çok güzel bir hikâye ve ben projenin bir parçası olduğum için gerçekten çok şanslıyım. Bir aşk üçgenini yönlendiren ve çevrelerini etkileyen bir dizi olayın karmaşık sonuçlarını gözler önüne seriyor. Ben filmin gösterime girmesi için çok heyecanlıyım artık sadece post-prodüksiyon aşamasının tamamlanmasını ve filmin pazarlanmasını bekliyorum.

KE- Bugüne kadar rol aldığınız filmlerin içinde en çok beğenilen karakter hangisiydi? Bu karakter ile ilgili İzleyenlerin tepkileri nasıl oldu?

NV- Hepsinden keyif aldım. Beni onlara çeken benzersiz, farklı bir şey vardı ve bildiğim kadarıyla söyleyebilirim ki, izleyiciler de bunu kesinlikle hissedecek. Ben seyircinin benim farklı rollerde ilerlediğimi görmek istediğine inanıyorum. Bir anket bile yapabilirim eminim ilginç sonuçlar çıkabilir. Aktrist olmak gerçekten bir ayrıcalık ve ben sadece farklı rollerde oynama fırsatı verilmesini seviyorum. Bundan dolayı da minnettarım.

KE- Nişanlınız Anthony DiBlasi ile beraber aklınızdan geçen yeni projeleriniz var mı? Yeniden birlikte çalışacak mısınız?

NV- Kesinlikle ! Anthony, aralıkta çekeceği bir film üzerine çalışıyor ve bir sürü projesi daha var . Ben de yazar/yapımcı/aktris olarak büyük bir ekiple beraber seneye çekimlerine başlayacağımız bir sürü proje üzerine çalışıyorum. Yani her zaman ikimizin yapacağı işler var ! Beraber çalışmanın yanı sıra, Last Shift tecrübesini sevdik! - birbirimizin bireysel çalışmalarına ve yeteneğine çok saygı duyuyor ve birbirimizi destekliyoruz ama beraber çalışacağımız kesin. Şu an birlikte bazı şeyler tasarlıyoruz. Gelecek bir kaç senede bizden hem bireysel olarak hem de birlikte çok şey bekleyin !


KE- Rol tekliflerinde karşınıza çıkan senaryolarda en çok neye dikkat edersiniz?

NV- 1.Hikaye. Her zaman asıl olanın oyuncu ya da başka şey değil senaryo olduğuna inanırım. Hikaye çok önemlidir ve de rolünüzün küçük ya da büyük olması bir şey ifade etmez. Siz elinizden geleni yapar ve yönetmenin hikayeyle ilgili vizyonunu desteklersiniz. Size büyük bir rol verilebilir ama hikaye kötüyse siz ne kadar kendinizi paralarsanız paralayın o iş tutmaz. Hikaye, seyircide yankı bulan ya da tam tersi seyirciyi tam bir boşluğa iten şeydir. Yani hikaye benim için fazlasıyla önemlidir. Film bir takım sporudur, bireysel bir iş değildir ve iyi bir hikaye de bunun somut göstergesidir. Hikayeyi  hayata geçirmek için herkesin birlikte çalışması gerekir ama nihayetinde işe iyi bir hikayeyle başlamak gerekir.

2. Yönetmen. İyi bir hikaye kadar hikayeyi senaryodan ekrana taşıyacak olan iyi bir yönetmen de önemlidir.Eskiden gözü dönmüş bir şekilde çok çalışırdım ve bir çok projeyi ilkin kimin yönettiğine ya da yaptığına bakmadan hemen kabul ederdim ki sonradan bunun çok yanlış bir şey olduğunu anladım. Özellikle bir projede, senaryo aşamasında okumuş olduğum çok güzel bir hikayenin ekrana ne kadar kötü yansıtıldığını görünce şok olmuştum. Ben bir aktris olarak elimden geleni yapmıştım ama sonuçta ortaya çıkan iş çok vasattı. Bu beni bir oyuncu olarak çok üzdü. Ama gözüm de açıldı ve her işe evet demek yerine, yönetmenin işi beceremeyeceğini hissettiğimde sanatsal bütünlüğe önem verip HAYIR demem için iyi bir işaret oldu. Artık kiminle çalıştığım benim için çok önemli. Aynı zamanda kendi projelerimi geliştirmeye çalışıyorum ki böylece iş baştan sona kontrolüm altında olsun.

3.Rol. Ben rolü okurken korkulması gerektiğini düşünüyorum. Daha önce büründüğüm her karakterde olduğu gibi yeni bir canlandırma yapacağım zaman farklı bir şeyler keşfetmek istiyorum ve bir oyuncu olarak yapılması gereken şey keşfedilmemiş sulara atlamaktır bence. Hayat kısa, neden aynı şeyleri tekrarlayalım. Korkusuz olun ve sadece kendinizi bırakın.

KE- En sevdiğiniz zombi filmi hangisi? Z Nation ve The Walking Dead gibi tv serileri hakkında ne düşünüyorsunuz? 

NV- Aman Tanrım. Evet! Ben zombileri çok çok seviyorum. Canavarları ve bilim-kurguyu da çok seviyorum.! Korku türünün o kısmı beni çok heyecanlandırıyor. Çok içgüdüsel "öl ya da öldür" zihniyeti var ve bu benim ilgimi fazlasıyla çekiyor. İnsan olarak en temel, ilkel duyguları ve içgüdüsel dürtüleri keşfetmek için zombi filmleri birçok yönden yaşam için bir metafor. Bizde böylece dıştan ve içten toplumun parçalanmasını nasıl idare edeceğimizi görüyoruz. Bence yeterince iyi ele alınamıyor ama sadece Robert Kirkman bunu yakalıyor ve o bence muhteşem bir yazar. Ben Walking Dead’a bayılıyorum. Yeni sezon başlamadan önce çizgi romanını okuyorum. Benim sevdiğim filmler; Dawn of the Dead, World War Z, Shawn of the Dead, Night of the Living Dead, 28 Days Later, 28 Weeks Later, Deadheads, Quarantine ve daha fazlası. Yani bu filmler inanılmaz bence. Bir oyuncu olmama rağmen bu türün çok sıkı fanatiğiyim. Nasıl olunmaz ki?


2 Kasım 2015

ANTHONY DiBLASI ile RÖPORTAJ


Türk ve Yabancı korku filmi yönetmenleri / oyuncuları ile yaptığım röportaj serileri devam ediyor. Bu defa yakın zamanda piyasaya çıkan Last Shift filminin senaristi ve yönetmeni Anthony DiBlasi ile güzel bir röportaj yaptık. Dread ve Cassadaga gibi korku filmlerini de yöneten DiBlasi, oldukça eğlenceli ve titiz bir yönetmen.

Last Shift filminin oyuncusu Natalie Victoria ( Kendisi ile yaptığım röportajda çok yakında) ile de nişanlı olan DiBlasi, hem Popüler Sinemada hem de sosyal medya ortamında yayınlamak üzere kendisine yönelttiğim soruları beni kırmayarak cevapladı.

Anthony DiBlasi 'e, bize vakit ayırdığı için çok teşekkür ediyoruz.

KE- Yönetmenlğini yaptığınız Last Shift, Assault on Precinct 13 filminin doğaüstü versiyonu olarak biliniyor. Scott Poiley ile beraber hikayeyi yazarken gerçekten o filmden etkilendiniz mi?

AD- Scott da ben de bu filmden etkilenmedik. İnsanların bazı benzerlikler kuracağını biliyordum çünkü terkedilmiş bir karakol söz konusuydu. Ama biz daha çok gerçek hikayelerden esinlendik; 1937 deki MANSON belgeseli ve Richard Ramirez le yapılan röportajlarla ilgilendik.

KE- Last Shift’de Juliana Harkavy başarılı solo performansıyla sonuna kadar götürüyor. Juliana’nın setteki uyumu ve oyunculuğu hakkında ne düşünüyorsunuz? Kendisi ile ilerde başka bir filmde tekrar çalışmak ister misiniz?

AD- Juliana ile yeniden çalışmayı çok isterim. O çok sağlam ve işine çok bağlı bir aktris aynı zamanda eğlenmeyi çok seven, rahat bir tip ki bu da çok yoğun bir iş temposunda çalışırken çok önemli bir şey. Bunun bir aktris için çok zorlayıcı bir şey olduğunu biliyordum, çünkü  her zaman yüzde yüz kamera önünde olan oyuncudur. Bu da rahatlamak, yeniden kendini toparlamak ve bir sonraki sahne üzerine düşünmek için sıfır zaman demektir. Bu kadar aralıksız devam eden bir işte hiç bir zaman yılmadı, morali hep iyiydi ve bir sonraki zorluk için her daim hazırdı.  

KE-  Last Shift ve Cassadaga filmlerinde en zorlandığınız sahneler hangisi oldu ? Sette yaşanan enteresan olaylar var mı?

AD-Tehlikeli sahneleri çekmek her zaman zordur, çünkü yönetmen emniyetle ilgilendiği için kontrolü bir miktar kaybeder. Bu sahnelerde gemiyi dublör takımı götürür. Siz de tıpkı  gemiyi çeken römorkör gibi onları düzgün bir seyre doğru yönlendirirsiniz. Ayrıca bir yönetmen olarak, aktörün dublör ekibinden verilen her türlü bilgiyi sindirmesine müsaade etmek ve sonrasında da bunu iyice benimsemesi için ona yardım etmek zorundasınız. İlk bir kaç deneme bayağı bir tantanalı olur çünkü aktör bedeninin nerede nasıl olduğuyla ve kamerada nasıl göründüğüyle ilgili endişe duyar. Bu her zaman çok çetrefilli bir durumdur.  

KE- Bana göre Cassadaga çektiğiniz filmler arasında gerilim dozu en yüksek olanı. Oldukça ürkütücü bir atmosfere sahip olan bu filmin hikayesi nasıl ortaya çıktı? Gerçekten Cassadaga diye bir yer var mı?

AD- Last Shift filmindeki yardımcı yazarım ve yapımcım Scott Poiley, Cassadaga filminin de yardımcı yazarıydı ve hikaye adını Florida’daki Cassadaga adlı  gerçek yerden almaktadır. Scott, Florida civarında doğup büyüdüğü için o bölgeyi çok iyi biliyordu. Orası çok zengin bir tarihe sahip, harika bir yer. Burası dünyanın medyum başkenti olarak görülür ve bu şekilde yaşayan, bu hayat biçimini benimsemiş ve bir topluluk altında bir araya gelmiş insanların mekanıdır. Bütün filme ilham veren ilginç bir film seti oluşturmuştur.

KE-  Yönetmenlğini yaptığınız Dread, Clive Barker’ın kısa bir hikayesinden uyarlama. Nereden aklınıza geldi bu hikayeyi bir uzun metrajlı filme dönüştürmek? İ

AD- Clive'ın en sevdiğim hikayesiydi. Beni çok etkiledi çünkü hikaye çok kuvvetli bir gerçeklik üzerine kurulmuştu, aynı zamanda Clive'ın doğaüstü olmayan ender hikayelerinden biridir ve bu açıdan çok özeldi.Hikayedeki Quaid karakteri beni büyüledi ve onun psikolojisiyle ilgili çoğu şeyi anladım. Kural dışı, kabul edilebilir davranışların sınırında  duran karakterlerle çalışmayı seviyorum. Çünkü ufak bir hamleyle bu tip bir insanı sınırın çok ötesine yollayabilirsiniz ve ben bu tür şeyleri çok seviyorum.

KE-  Yeni filminiz Most Likely To Die’dan biraz bahseder misiniz? Laura Brennan’ın senaryosunu okuduğunuzda, size “işte bu hikaye tam bana göre” dedirten şey neydi?

AD- Bu film  Scream ve April Fools Day gibi Slasher tarzı filmlere bir geri dönüş. Çocukken arkadaşlarımla evde filmler yapardık ve Slasher tarzı bıkıp usanmadan yaptığımız bir film türüydü. Dolayısıyla bu çok doğal bir tercih.Hikayesi ve öldürme biçimi çok etkileyici bir Slasher olan The Graduate gibi bir karakter yaratabilmek için sabırsızlanıyordum. 
                                     
KE- Korku sinemasında farklılık yaratmak için neler yapmayı düşünüyorsunuz? İlerde "Evet bu bir Anthony DiBlasi filmi" diyebileceğimiz türden yapımlarla karşılaşacak mıyız?

AD- Umarım insanlar bunu söyleyebilir. Film yaparken benim için en önemli şey oyunculardan iyi bir verim alabilmektir. Onlarla çalışmayı ve ne tür film olursa olsun karakterlerini geliştirmeleri için onları kendi hallerine bırakmayı seviyorum. Umarım bu da yaptığım işlerde göze çarpıyordur.

KE- En beğendiğiniz 2 korku filmini ve 2 yönetmeni yazar mısınız?

AD- Definitely Fright Night by Tom Holland and The Shining by Stanley Kubrick. 
Kesinlikle Tom Holland' dan Fright Night ve Stanley Kubrick'den The Shining.

Bu Yazım Popüler Sinema da yayınlanmıştır.